<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755</id><updated>2011-11-30T07:58:42.522-08:00</updated><category term='Eğitim-Sen'/><category term='657 Sayılı  Yasa  188. Mad.'/><category term='Meksika  Elektrik İşçisi  Sendikası  üyelerinin  açlık  grevi'/><category term='İş kazası  Meslek hastalıkları /Suay'/><category term='Eyüp CAN'/><category term='Şilili Kadın Maden İşçileri'/><category term='ZONGULDAK - Karadon’da 30 madencinin ölümüyle ilgili bilirkişi raporu'/><category term='SMEitas'/><category term='Meksika  Elektrik İşçileri Sendikası'/><category term='SME'/><category term='BES'/><category term='AÖF'/><category term='Prensa Latina'/><category term='Hopa'/><category term='Av.Selçuk Kozağaçlı'/><category term='Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'/><category term='Gözaltı'/><category term='Macar Alüminyum Üretim ve Ticaret Şirketi'/><category term='İşlerini hukusuz olarak  kaybeden  Meksika   elektrik  işçilerinin  açlık grevi'/><category term='Gökhan Ulusan'/><category term='Memur  statüsünde  çalışanların  iş kazası  ve  meslek hastalıkları  sigortası   hakkı'/><category term='Açıköğretim Fakülteleri'/><category term='Hopa halkı avukatlarından duyuru'/><category term='Ersin  Ercan'/><category term='Av.Sevil Ceylan Erkat'/><category term='YÖK'/><category term='Abbas Güçlü'/><category term='Ajkai Timfoldgyar'/><category term='Cayetano Cabrera Esteva'/><category term='Büro Emekçileri Sendikası'/><category term='Mobbing'/><title type='text'>CALISMA HUKUKU BLOGU</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>web master</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15364172423529776904</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>13</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755.post-6075325701555033185</id><published>2011-07-28T13:33:00.000-07:00</published><updated>2011-07-28T13:41:53.919-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Av.Sevil Ceylan Erkat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mobbing'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Av.Selçuk Kozağaçlı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BES'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gökhan Ulusan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Büro Emekçileri Sendikası'/><title type='text'>Sendika avukatını işten atmak yetmedi... BES’te neler oluyor? –Gökhan Ulusan :: www.sendika.org</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=38759#.TjHHf3vQxz0.blogger"&gt;Sendika avukatını işten atmak yetmedi... BES’te neler oluyor? –Gökhan Ulusan :: www.sendika.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 27 Temmuz 2011 -   &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Büro Emekçileri Sendikası’nın avukatını işten atanlar, henüz bu işten çıkartmanın kırkı bile çıkmadan başka bir akıl almaz karara daha imza attılar. Sendikanın tüm hukuksal iş ve işlemlerini taşeronlaştırarak bir hukuk bürosuna havale ettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BES genel merkez yönetimi, şube ve temsilciliklere gönderdiği 21.07.2011 tarihli ve 893 sayılı yazıda şöyle diyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Merkez Yönetim Kurulumuzca; bu doğrultuda Büro Emekçileri Sendikasının her bir üyesi tarafından içselleştirilmiş olan Hukuka da uygun olmak kaydıyla bir Hukuk Bürosuyla anlaşma yapılmasına karar verilmiştir…” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu MYK’nın aldığı kararları, “çok yanlış bir karar, ama bu saatten sonra yapacak bir şey yok, nasıl olsa yeni dönemde asla aday gösterilmeyecekler” diyerek içselleştirenler olabilir. Ama henüz özelleştirmeyi, taşeronlaştırmayı içselleştirmeyen binlerce BES üyesi var ve bizim, başarılı bir sendika avukatını, üstelik üzerinde ağır bir baskı ve mobbing uygulayarak işten çıkartmayı, bırakın içselleştirmeyi, aklımızdan geçirmemiz bile söz konusu olamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendika avukatının işten nasıl çıkartıldığına dair bilgilendirme yazıları ile bu hukuksuz kararın derhal geri alınmasına dair bir imza metni, daha önce yayımlandı. Yakında mizah dergilerinde de çıkarsa şaşırmamak gerekir. Hatırlamakta yarar var; BES yöneticileri, toplu sözleşme hükümlerine göre, 21 Mart tüm sendika çalışanlarının izin günü olduğu halde, “miting 20 Mart pazar günü yapıldı, sen pazartesi neden işe gelmedin” diye sendika avukatını uyarmıştı. Tüm BES üyelerinin aklında bulunsun, örneğin 1 Mayıs pazartesiye denk gelirse ve miting pazar günü olursa, ve biz pazartesi işe gitmez isek aynı soruyu devlet de sorabilir ve böyle bir durumda sendikamız maalesef devleti haklı bulacak. Devletin bu soruyu sormak işgüzarlığını gösterecek herhangi bir mülki idare amiri var mıdır, bu da elbette başka bir tartışmalı konu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinç ve sorumluluk… &lt;br /&gt;Söz konusu yazıya dönelim, yazı diyor ki, BES yöneticileri, “…bir emek örgütü olmanın bilinci ve sorumluluğu ile davranılmasında karşılaşılan eksiklikleri”, “geniş çerçeveli bir değerlendirmede bulunarak” saptamış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son aldıkları kararı da sağlam bir çerçeve ile duvara asmalarını tavsiye ederiz. Bu iş için sendikanın duvarlarındaki “esnek ve kuralsız çalıştırmaya, özelleştirmeye hayır”, “herkese kadrolu iş, güvenli gelecek” afişlerinin çerçevelerini kullanabilirler. Böyle bir kararı gelecek kuşaklara aktarmakta yarar var, ne de olsa, Merkez Yönetim Kurulunca yapılan ve bilimselliğinden asla kuşku duymadığımız “detaylı araştırma ve değerlendirmelerin” sonucunda alınan bir karar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MYK’nın bizlere gönderdiği yazıda, taşeron hukuk bürosunun KESK Genel Merkezi ile de çalışmakta olduğunu öğreniyoruz. Burada bir uyarı havası var, KESK bile bu hukuk bürosu ile çalıştığına göre, bu avukatlık bürosunun bir sırrı, bir hikmeti olsa gerek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan merak ediyor, nasıl olsa KESK de orada bahanesiyle, BES’in Genel Merkezini de Gaziosmanpaşa’ya taşıyacak mısınız… Bir ara Eğitim-Sen’de de taşeron işçi çalıştırılıyordu diyerek mi arkasında duruyorsunuz bu kararın… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıdaki başka bir mizahi gönderme şöyle. “Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Av. Selçuk KOZAĞAÇLI ve Sürekli ve Düzenli olarak yanında çalışmakta olan Beş Sigortalı avukat…” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani avukatların beşi bir yerde ve Sürekli, ve Düzenli, ve Mütemadiyen, ve İvedilikle, ve Münhasıran sendikamızın avukatlık hizmetlerini yürütecekler. Hepsi de sigortalı ki, bu ayrıntı gerçekten önemli. “Biz asla sigortasız çalıştırmaya müsamaha göstermeyiz” diyor BES Yönetimi. Bu avukatlık bürosu ister sigortalı avukat istihdam eder, ister sigortasız. Size ne. Bu kadar işçiden, emekçiden yana olmanın ne gereği var. İnsanların sigortasız, kadrosuz ve güvencesiz çalıştırılmasına bu kadar karşıydınız da, sendikanın avukatını neden işten attınız? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Piyasa araştırması” &lt;br /&gt;İmdi, BES üyeleri haklı olarak merak ediyor. Madem altı avukattan oluşan bir hukuk bürosu sendikamızın tüm hukuksal işlerinin üstesinden ancak gelecek, hiçbir ahlaki ve hukuki gerekçe olmadan işten atılan Avukat Sevil Ceylan Erkat’ın yanına ikinci bir kadrolu avukatı yıllarca neden almadınız? Demek ki 6 meslektaşının ancak üstesinden gelebileceği bu işleri eski avukatımız tek başına sırtlanırmış da, haberimiz yokmuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi burada BES yöneticilerinin hakkını yememek gerekir. Bu altı avukattan oluşan hukuk bürosu sadece BES’in avukatlık hizmetlerini yürütmeyecek. KESK dahil, bu hukuk bürosu ile başka sendikaların ya da başka demokratik kitle örgütlerinin de çalıştığı sonucunu yazıdan çıkartıyoruz. Ayrıca ilgilenmiyoruz da, bizim sorunumuz değil. Eminiz ki, KESK’te de bu avukatların sigortalı olması ve Sürekli, ve Düzenli, ve Mütemadiyen, ve İvedilikle, ve Münhasıran çalışıyor olmaları önemli bir kriter olmuştur. Ayrıca, BES Yönetimi bu işi taşeronlaştırırken, eminiz ki iyi bir “piyasa araştırması” yapmış olsa gerektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine, bize gönderilen yazıda, “1 yıl boyunca yürürlükte kalacak olan sözleşme hükümleri gereğince…” Sendikamızın Genel Merkezinde her gün mesai saatleri dahilinde Sürekli ve Düzenli olarak bir avukatın çalışacağını da öğrenmiş bulunmaktayız. Bu “sürekli ve düzenli” ifadesi, yazının sonuna kadar bir daha kullanılmamış her nedense. Neyse, konuya geri dönelim. Ne mutlu bize ki, hukuk bürosunun yanı sıra, sürekli ve düzenli bir avukatımız olacak ki, mitingler pazar günü yapılsa bile pazartesi işinin başında olacak. Bu, gerçekten iyi düşünülmüş… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine yazıda diyor ki, “…her iki taraf açısından”, (burada söz konusu iki tarafın sendika ve hukuk bürosu olduğu özellikle parantez içine alınarak belirtilmiş ki, Recep İvedik filmindeki gibi -başka kimin arasında olacak- şeklinde bir soru sorulmasının önüne geçilsin), “gerekli görülmesi halinde, hafta içi mesai saatleri haricinde ve hafta sonu hukuk bürosu tarafından fazla çalışma yapılması olanaklıdır…” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşten atılan avukatımız da mesai saatleri haricinde çok emek veren bir insandı ama kıymeti bilinmedi. Bu durumun, yazarın kişisel görüşü olmadığının, herhangi bir BES üyesi büro emekçisine sorulduğu zaman size farklı bir şey söylenmeyeceğinin belirtilmesinde yarar var. Asıl sorun şu; sözleşmede hüküm altına bile alınmış bir durum var ise, yani biri sürekli ve düzenli, toplam altı kişilik bir avukat ordumuz olsa bile fazla çalışma gerekli olabilir ise, biz neden sadece tek bir avukatın sırtına yükledik tüm bu işleri? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gayet karlı &lt;br /&gt;Yazı diyor ki, “Sendikamızın hukuk bürosunda çalışan altı avukat tarafından yürütülecek olan tüm hukuksal iş ve işlemler karşılığında, hukuk bürosuna, sözleşme gereğince ayda 2500 tl ücret ödenecektir”… Yazının tam burasına, sözleşmeli köle olmayacaaağııız diye bir slogan sıkıştırılsa çok şık dururmuş… &lt;br /&gt;“Bunun yanı sıra bu miktarın Katma Değer Vergisi (% 18) olarak ayda 562.50 tl ile gelir vergisi stopajı (% 20) olarak 625 tl’de sendikamızca ödenecektir. Yani altı avukattan oluşan hukuk bürosunun sendikamıza aylık maliyeti 3687,50 tl olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Budur işte ya… piyasada asgari ücretle çalışmaya razı olan milyonlarca işsiz varken neden bir devlet memuruna bu kadar para verelim… pardon, dilimiz sürçtü. Doğrusu şu olacaktı; piyasada bu işi 3.687 liraya yapacak onlarca hukuk bürosu varken neden kadrolu bir avukat çalıştıralım ki… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar önce, sanırım Fikret Başkaya idi, bizim şubede bir seminer vermiş, bu kar-zarar hesaplarının bizim işimiz olmadığından, solcular için asıl önemli olan şeyin “toplumsal fayda” olduğundan söz etmişti. Yani siz işçilere çok daha düşük ücretler ödeyerek de bir işletmenin kar etmesini sağlayabilirsiniz ama bu yolu daha çok onlar, yani sermeye sınıfı tercih eder falan tarzı bir şeyler dediydi. Eski zaman, bir kulağımızdan girmiş, öbüründen çıkmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazı diyor ki, “…Nispi Vekalet Ücreti Protokolü çerçevesinde, 15.07.2011 tarihinden itibaren, sendikamız tarafından kazanılan davaların avukatlık ücretlerinin %70’i hukuk bürosuna verilecek, %30’’u ise sendikamıza gelir kaydedilecektir”... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek, eski avukatımız iliğimizi kemiğimizi kurutuyormuş bizim. Allahtan bu nispi bilmem ne protokolü yapılmış da bir gelir kapısı daha çıkmış bize. Ama pazarlık iyi yapılmamış, ticaret zekamız olsa idi, bu işin oluru fifti fifti diye ısrar ederdik. Bu %70, standart bir şey olsa gerek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke genelinde hizmet &lt;br /&gt;Yazı diyor ki, “tüm üyelerimizin sendikamızın ilke ve amaçlarına uygun hukuksal yardım talepleri ülke genelinde karşılanabilecektir”… &lt;br /&gt;“Kadrolu iş, güvenli gelecek” talebi bizim tüzüğümüzde yazmıyor mu, ima bile edilmiyor mu en azından… &lt;br /&gt;“Özelleştirmeye, taşerona hayır” demek, sendikal bir ilkemiz değil mi… değilse, sendikal ilkelerimiz neler… &lt;br /&gt;Torba yasayı devletten bile önce uygulamak ve hiçbir hukuki gerekçe göstermeden bir emekçiyi işten çıkartmak sendikal bir ilkeydi de bizim mi haberimiz yoktu… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, bir üyemiz çıksa ve dese ki, “benim kadromu elimden almaya çalışıyorlar, ya istifa edersin ya da önüne koyduğumuz sözleşmeye imza atarsın diyorlar. Ben hakkımı hukuki yollardan da aramak istiyorum kardeşim”… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyeceğiz… E biz de avukatı işten çıkardık, bak sözleşmeli avukat çalıştırıyoruz, bu devirde kim kime kadrolu iş veriyor mu diyeceğiz… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir bu sendikal ilkeler ve amaçlar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Şube ve temsilciliklerimizde hukuksal bilgilendirme amaçlı toplantıların yapılması halinde bu toplantılara en az bir avukatın katılımı sağlanacaktır” deniliyor yazıda… Hangi bilgilendirme, hangi toplantı? Bir gecede işinden attınız sendikanın avukatını. Bilgi verme gereği bile hissetmediniz. Ne genel kurulda, ne de başka bir yerde, uydurduğunuz mazeretleri kamuoyunun önünde açıkça tartışmaktan bile hala kaçıyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şurada da şöyle olmuştu… &lt;br /&gt;Şurada da şöyle oldu… Burada da böyle oldu… İlk işten atan biz miyiz… Ali de atıldı, Veli de aksırdı… Mazeret üstüne mazeret… Bir tane haklı gerekçe gösteremiyorsunuz… Ayrıca, bir bildiğiniz vardı da neden sustunuz… Neden ortalığı ayağa kaldırmadınız… Neden ortak oldunuz… &lt;br /&gt;Olmasa bu mazeretleriniz, ne diyecektiniz… AKP hükümeti de işten çıkartıyor, patronlar da işten atıyor her gün, hem de yüzlercesini… Tek yapan biz miyiz mi diyecektiniz… &lt;br /&gt;Sendikanın avukatını, üstelik mesleğinde çok başarılı ve sevilen bir avukatı işten attınız, hukuksal iş ve işlemleri taşeronlaştırdınız. Üstelik, sendika çalışanları ile yürütülen toplu sözleşme görüşmelerinin hemen ardından yaptınız bunu. Sendikanın duvarına grev ilamının asılmasıyla sonuçlanan bir sürecin hemen ardından… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sırada kim var… Yeri geldiğinde geç saatlere kadar hiçbir çıkar gözetmeksizin işinin başında olan, bizlerle birlikte pankart tutan, bizlerle birlikte slogan atan ve yürüyüş kollarımızda bizlerle yan yana, omuz omuza yürüyen Büro çalışanı arkadaşlarımızı da işten atacak, istifaya zorlayacak, bu koşulları yaratmaya devam edecek, sendikanın kırtasiye, çay ve temizlik işleri için de taşeron bir firma bulacak mısınız? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bazı sendika çalışanları istifa etmek istedi ama biz kabul etmedik” diyerek geçiştirmeye, kendinizi aklamaya devam mı edeceksiniz. İnsanları istifa kararı almaya götürecek kadar derinleştirdiğiniz bir krizi, daha ne kadar savunacaksınız… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekiz yıl boyunca bu süreci bizlerle omuzlayan, en zor anlarda dahi sendikamızın avukatı olduğunu unutmayan, sizin bugün bir avukat ordusu olmadan yürütmeyi göze alamayacağınız tüm hukuki işlemleri yıllarca tek başına sırtlayan ve belki de tamamından yüzünün akıyla çıkan bir avukata, en azından bir vefa borcunuzun olduğunu düşünmüyor musunuz… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel kurulda dağıtılan kitapçık &lt;br /&gt;Yazınızın ikinci paragrafında, hukuksal işleyişe dair eksik ve hatalardan uzun uzun söz ediyor, bütün sorumluluğu üzerinizden atmanın ve tek bir insanın üzerine yıkabilmenin telaşı içinde çırpınırken, hiç mi sıkılmıyorsunuz… Tüm bu sorunlar vardı da, neden ikinci bir avukat istihdam etme gereği duymadınız… Avukatımız yetersiz idi, sizi yanlış yönlendiriyor idi, dava sürelerini geçiriyor idi ise, neden genel kurulda bir kitapçık dağıtarak tüm bu hukuksal başarıları sahiplendiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşten attığınız avukatımızın şimdiye kadar kaç davayı kazandığına, kaçında eksik ve yetersiz kaldığına, sizi hangi konularda yanlış yönlendirdiğine dair bir yazı da yazabilecek, şube ve temsilciliklere gönderebilecek misiniz… Bu uydurma ve ithamları, daha ne kadar dillendirecek, daha ne kadar savunacaksınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce bir sendika avukatının işten çıkartılması, ardından özelleştirme… Aldığınız bu kararlar BES’in tarihinde kara bir lekedir artık…. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz sendikamızın avukatını, “Emekçi Düşmanı BES MYK’sı” sloganı atarak uğurladık… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızda ilk defa, çok zor bir karar olduğunu bile bile, her zaman ve her yerde savunduğumuz ve hatta kurumsal kimliğini bile kendi kimliğimizden üstün tuttuğumuz sendikamızın genel merkezinin önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdik ve bu işten çıkartmanın hiçbir ahlaki, insani ve hukuki gerekçesinin olmadığını ifade ettik… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya haklıyız, ya da iftira atıyoruz sizlere… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi hala neden disiplin kurullarınıza vermiyor, gereğini neden hala yerine getirmiyorsunuz… &lt;br /&gt;Siz, işçi sendikalarının bugünkü durumlarına bir günde geldiğini mi zannediyorsunuz… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala mı anlamıyorsunuz… &lt;br /&gt;Anlamamakta hala mı ısrar ediyorsunuz… &lt;br /&gt;Utanıyoruz arkadaş ya, gerçekten utanıyoruz… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Gökhan Ulusan &lt;br /&gt;BES Ankara 2 No’lu Şube&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1012307962474380755-6075325701555033185?l=calismahukuku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/6075325701555033185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2011/07/sendika-avukatn-isten-atmak-yetmedi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/6075325701555033185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/6075325701555033185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2011/07/sendika-avukatn-isten-atmak-yetmedi.html' title='Sendika avukatını işten atmak yetmedi... BES’te neler oluyor? –Gökhan Ulusan :: www.sendika.org'/><author><name>Nadire Özkaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16833519365633569741</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TKrXyWya70I/AAAAAAAAAZw/A5riU8omvNE/S220/1023652467guneskursu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755.post-5393520040439640610</id><published>2011-06-04T05:49:00.000-07:00</published><updated>2011-06-04T05:56:25.105-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gözaltı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hopa halkı avukatlarından duyuru'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hopa'/><title type='text'>HOPA  HALKI AVUKATLARININ KAMUOYU  DUYURUSUDUR</title><content type='html'>BASINA VE KAMUOYUNA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği üzere 31.05.2011 günü Hopalıların demokratik taleplerini içeren basın açıklamasının arkasından gelişen hukuksuzluklar o günden itibaren artarak şeklinde sürdürülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay günü gecesinden başlayarak Hopa`da tam bir insan avı başlatılmıştır. İlk baskın gece saat 12:30 sıralarında Hayde Cafe isimli bir işyerine yapılmış olup, işyeri sahibi de dahil olmak üzere orada buluna müşterilere özel harekat timleri tarafından yoğun şiddet uygulanmış, tüm bu kişiler yerlere yatırılarak kafalarına postallarla basılmak suretiyle aynı zamanda coplar tekmelerle darp edilerek gözaltına alınmıştır. Bu muameleye maruz kalan bu kişiler arasında % 90 oranında zihinsel engelli olan Erkut Kibar da bulunmaktaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu hukuk ve insanlık dışı uygulamalar işyerine ait güvenlik kameralarınca kayıt altına alındığı halde, baskını gerçekleştiren birimler, güvenlik kamera kayıtlarının bulunduğu bilgisayar kasası ve güvenlik kamerası hard diski ve tüm dijital eşyaları yasa dışı olarak habersiz bir şekilde almışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı zamanda kafe içinde bulunan tüm eşyalar tahrip edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu baskınlar evlerde sabaha kadar devam etmiş, 3 gündür de devam etmektedir. Gözaltına alınan kişilere ilişkin tarafımıza hiçbir bilgi verilmemiş, isimleri ve durumları saklanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözaltına alınma sırasında tüm şahıslar, yakalama, gözaltı ve hastane sevklerine gidiş dönüşleri esnasında darpa maruz kalmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözaltında bulunan müvekkillerin kafalarında, kaşlarında, gözlerinde, ağız burunlarında ve vücutlarının çeşitli yerlerinde darp izleri mevcut olup iki kişinin gözlükleri kırılmıştır. Birçok kişinin kafasında gözle görülen morluklar, şişlikler mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca yakalama sonrasında alınan ilk adli tıp raporunda sağlam olduğu belirtilen İBRAHİM AKSU 02.06.2011 günü gözaltında tutulduğu sırada Hopa Devlet Hastanesine sevk edilmiş, saat 23.30`da Hopa Devlet Hastanesi tarafından kaburgasında kırık olduğu tespit edilerek, Trabzon Numune Hastanesi`ne sevk edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bilgilenmeden sonra müdafiler olarak Hopa İlçe Emniyet Müdürlüğü`ne giderek, müvekkillerle görüşme isteğimiz, soruşturmanın Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Rasim KARAKULLUKÇU`nun yetkisi dahilinde yürütüldüğünü ve ilgili savcılıkça şüpheliler arasında menfaat çatışması bulunduğu, bu nedenle her avukatın sadece 1 şahısın müdafiliğini üstlenebileceği ve sadece bir kişi ile görüşebileceği yönünde talimat verildiği belirtilerek, sağlık durumlarında endişe ettiğimiz şüphelilerle görüşme talebimiz kısıtlanmıştır. Savunma hakkımız yasadışı usuller uydurularak bertaraf edilmeye çalışılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 avukat olarak görüşebildiğimiz, birer kişi, polisler tarafından çeşitli aşamalarda darp edildiklerini, polislerin sürekli gerçekdışı ifade vermeleri hususunda avukat bulunmadığı halde görüşerek baskı yaptığını belirtmişlerdir. İşbu tutanak tarafımızca düzenlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu açıklamalarımızı raporlayıp kamuoyuna ve gerekli mercilere sunacağız. Sürecin takipçisi olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baskılara ne müvekkillerimiz ne biz boyun eğmeyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hopa Halkı Avukatları&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1012307962474380755-5393520040439640610?l=calismahukuku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/5393520040439640610/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2011/06/hopa-halki-avukatlarinin-kamuoyu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/5393520040439640610'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/5393520040439640610'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2011/06/hopa-halki-avukatlarinin-kamuoyu.html' title='HOPA  HALKI AVUKATLARININ KAMUOYU  DUYURUSUDUR'/><author><name>Nadire Özkaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16833519365633569741</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TKrXyWya70I/AAAAAAAAAZw/A5riU8omvNE/S220/1023652467guneskursu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755.post-4070236842915221963</id><published>2011-04-02T14:59:00.000-07:00</published><updated>2011-04-02T14:59:05.060-07:00</updated><title type='text'>Kampanya | egitimajansi.com.tr</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.abbasguclu.com.tr/apps/campaign/default.aspx"&gt;Kampanya egitimajansi.com.tr&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1012307962474380755-4070236842915221963?l=calismahukuku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.abbasguclu.com.tr/apps/campaign/default.aspx' title='Kampanya | egitimajansi.com.tr'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/4070236842915221963/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2011/04/kampanya-egitimajansicomtr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/4070236842915221963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/4070236842915221963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2011/04/kampanya-egitimajansicomtr.html' title='Kampanya | egitimajansi.com.tr'/><author><name>Nadire Özkaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16833519365633569741</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TKrXyWya70I/AAAAAAAAAZw/A5riU8omvNE/S220/1023652467guneskursu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755.post-2296315464686058676</id><published>2011-03-02T00:38:00.000-08:00</published><updated>2011-03-02T00:40:21.124-08:00</updated><title type='text'>‘Şeytanın Madenleri’nin içine doğru</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.birgun.net/latin_index.php?news_code=1298211248&amp;amp;year=2011&amp;amp;month=02&amp;amp;day=20"&gt;BirGün&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buluştuğumuz yer, madene gideceklerin toplanma yerlerinden biri. Etrafta bir sürü maden işçisi ve seyyar satıcı var. İşçiler sabah kahvaltılarını yapıp, gerekli ihtiyaçlarını buradan alıp, dolmuşlarla madenlere doğru dağılıyor. Rehberimiz Willy, önce bize yapmamız gereken alışveriş listesini söylüyor. Alacağımız malzemeleri gideceğimiz madendeki işçilere dağıtacağız, sebebini madene gidince anlayacağımızı söylüyor. Willy bizden seyyar satıcılardan dinamit, saf alkol, meşrubat ve koka yaprağı almamızı söylüyor. İçki pahalı olduğu için saf alkolle meşrubatı karıştırıp yaptıkları, dünyanın en sert karışımlarından biri olduğunu düşündüğüm içkiyi madenciler çalışırken içiyormuş. Koka yaprağını nefeslerini açmak çiğniyorlar ve dinamitler de tabii ki madende çukur açmak için kullanılıyor.&lt;br /&gt;Alışverişimizi yaptıktan sonra Willy’nin temin ettiği madenci kıyafetlerimizi giyip, madene çıkan dolmuşlara doğru yol alıyoruz. Yolda Belçikalılar dedelerinin madenci olduğunu söylüyor ben de dedemim Zonguldak’ta maden işçisi olduğunu, genç yaşta madendeki çalışma koşullarından dolayı vefat ettiğini ve bu yüzden onu hiç görmediğimi anlatıyorum. Belçikalı çift de benzer şeyler anlatıyor. Böylece üç madenci torunu ve eski bir maden işçisiden oluşan grubumuzda herkesin bir şekilde madencilikle ilişkisi olduğu meydana çıkıyor.&lt;br /&gt;İşçileri madenlere doğru taşıyan dolmuşumuz kısa bir yolculuktan sonra milyonlarca insanın hayatına mal olan, eskiden gümüş günümüzde de kalay çıkartılan Cerro Rico tepesine geliyor. Dolmuştan inen işçiler çalışacakları maden galerilerine doğru ilerlerken biz de Willy’nin peşinden girişinde küçük kulübelerin olduğu bir ocağa doğru ilerliyoruz. Kulübelere geldiğimizde işçiler bizi karşılıyor, onlara aldığımız ‘hediyeleri’ veriyoruz. İşçiler saf alkolden hazırladıkları içecekten bize de ikram ediyor. İçkiden bir yudum aldığımda ilk tepkim “Midem delinecek mi?” sorusu oluyor. Ne kadar meşrubatla karıştırsalar da, saf alkol kesinlikle berbat bir şey. Halimizi anlayan işçiler içki konusunda fazla da ısrarcı olmuyor. Alkol içen işçiler bir yandan sürekli koka yaprağı çiğniyor ve sabah bu saatinde çakırkeyf olmaya başlıyor. İşin ürkütücü tarafı, bir yandan da madende patlatacakları dinamitleri hazırlıyorlar! Fakat herkes o kadar sakin ve sıradan davranıyor ki, bir süre sonra biz de ortama ayak uydurmaya başlıyoruz.&lt;br /&gt;Hazırlıklar bittikten sonra, yani saf alkol içilip, ağızda sigaralar dinamitler hazırlandıktan sonra madene giriyoruz. Madenin girişi, içeride yaşayacaklarımızın habercisi gibi duruyor. İçeri doğru maden boyunca devam eden raylar ve bazı paslı borular olmasa burası ilk insanların yaşadıkları mağaralara benzetilebilecek kadar iptidai. Karanlık ve sular içindeki madende biraz ilerledikten sonra, tünelin ikiye ayrıldığı noktada bir kuytuya doğru ilerliyoruz. Kasklarımızın üstündeki fenerlerin gösterdiği kadarıyla duvarda kan izleri gözüme çarpıyor ve bir de etrafında koka yaprakları ve saf alkol kutularının bulunduğu, pagan dönemi putlarına benzer bir heykelin önünde duruyoruz.&lt;br /&gt;Willy öne çıkarak durumu bize anlatıyor. Gördüğümüz heykelin yeraltının sahibi olduğuna inanılan ‘şeytanı’ temsil ettiğini, işçilerin her sabah çalışmaya başlamadan önce şeytana koka yaprağı, alkol ve sigara sunarak onu hoş tutmaya çalıştıklarını, yoksa şeytanın kendilerini cezalandırmasından korktuklarını anlatıyor. Duvardaki kan izlerinin de yine Şeytana adak olarak kesilen tavukların kanı olduğunu söylüyor. İşçiler yerli dilinde dua edip şeytan heykelinin etrafına koka yapraklarını ve alkolü serpiştiriyor, sonra bir tanesi yaktığı sigarayı şeytan heykelin dudaklarının arasına yerleştiriyor.&lt;br /&gt;4.800 metre yükseklikteki karanlık, izbe ve milyonlarca insanın bir avuç İspanyol sömürgeciyi zengin etmek için öldüğü maden ocakları bence de olsa olsa şeytanın işi olur diye düşünerek yapılan ritüelleri anlamaya çalışıyorum. Şeytandan uzaklaşıp yol aldıktan sonra madenlerin derinliklerine doğru ilerlemeye devam ediyoruz.&lt;br /&gt;»MADENDEKİ KİLİSELER&lt;br /&gt;Devletin daha sonra özel sektörün madenlerden ayrılmasından sonra yeni yatırım yapılamadığından madenler kelimenin tam manasıyla dökülüyor. Hatta öyle dökülüyor ki her an başınıza çökecekmiş gibi gözüküyor. Maden tünellerini güçlendirmek için kullanılan tahta kalaslar yıllar içinde iyice çürümüş. Madenin içinde çıkarılan hammaddeyi taşımak için döşenmiş raylar duruyor fakat rayları çeken aletler satıldığı için işçiler vagonları kendileri kas gücüyle iterek çıkışa götürüyor. Tam önümüzde bir grup işçi vagonu deviriyor fakat içtikleri saf alkolün ve sürekli çiğnedikleri kokanın etkisiyle sürekli gülüyorlar. Zaten bu koşullarda bu madenlere başka kafayla pek girilmez gibi gözüküyor.&lt;br /&gt;Maden ocaklarında işçilerin ibadet ettikleri, oyuklara yaptıkları küçük kiliseler var. Dinine bağlı insanlar olan Bolivyalılar burada da ibadet etmeyi unutmamış. Fakat ‘şeytanın’ madenlerindeki kiliselerin zeminleri plastik kaplarda satılan saf alkol şişeleriyle dolu. Willy artık maden işinin bitmek üzere olduğunu anlatıyor. Şu anda çok az maden damarı kalmış ve gruplar halinde çalışan işçiler kazanılan parayı bölüşerek yaşamlarını devam ettirdiklerini söylüyor. Willy bunları anlatırken madenin farklı yerlerinden oyuk açmak için kullanılan dinamit patlamalarının sesleri geliyor. Madenin içindeki hava koşulları çok farklı, bazı bölgeler çok sıcak bazı yerler serin, bu durum hava akımıyla ilişkili. Zaten oksijenin çok az olduğu madende, nefes almak bazı bölgelerde oldukça zorlaşıyor. İçeri temiz hava akımı sağlayacak havalandırma sistemi çalışmıyor. Özetle madenlerdeki durum berbat, o yüzden işçiler ‘Şeytanın Madenleri’ demekte çok haklı. İnsani hiçbir şey yok ve buna katlanmak için işçiler sürekli içiyor.&lt;br /&gt;Willy bizi eskiden kullanılan daha derinlerdeki galerilere götürüyor. Zamanında gümüş çıkarılan yerler buralarmış fakat İspanyollar gümüşün nerdeyse tamamını çıkarıp ayrılmış. Gündüz girdiğimiz madenden akşamüzerine doğru çıkıyoruz. Giriş tünelinden içeri süzülen güneşi görmek insanı mutlu ediyor. Madenden çıkınca kulübelerde yaşayan maden işçileriyle sohbet ediyoruz. Herkesin yakındığı iki temel sorun: Çaresizlik ve kanser. Artık ömrü dolmak üzere olan madenlerde kimse çalışmak istemiyor fakat başka seçenekleri yok. Diğer konuysa madende çalışanların neredeyse tamamının yakalandığı kanser hastalıkları özellikle akciğer kanseri. Söylediklerine göre gümüş ve kalayın içindeki toz parçacıklarından kaynaklanıyor akciğer kanseri. Potosi’de madende çalışanların ortalama ömrü kırk yıl. Hiçbir sosyal sigorta ya da iş güvencesi olmadan çalışan bu insanlar, hasta olmasa garip olurdu zaten. İşçilerle sohbetimiz bitip ayrılırken maden işleri bana ve Belçikalılara kendi ülkelerimizdeki maden işçilerine selamlarını iletmemizi söyleyip, Cerro Rico tepesinden işçileri aşağı taşıyacak dolmuşlara kadar geçirip ayrılıyorlar.&lt;br /&gt;»İSYANIN HATIRALARI&lt;br /&gt;Cerro Rico tepesinden, Eduardo Galeano’nun deyişiyle ‘dünyaya en çok şey verip en az alan yerden’ ayrılırken içimizi bir hüzün kaplıyor. Bizim için kısa ve bir anlamda macera gibi yaşanan madenlerin, daha belirsiz bir süre insanlardan hayatlarını almaya devam edecek olmasını ve belki de biraz önce sohbet ettiğimiz genç işçilerin burada insanlık dışı koşullarda yaşamlarını kaybedeceklerini bilmenin verdiği ağır bir üzüntüyle buradan ayrılıyorum.&lt;br /&gt;Maden ocaklarının yorgun ve bitkin işçilerini taşıyan dolmuştaki neredeyse bütün işçiler gün boyu içtikleri için sarhoş ve sabahki sakinliğin yerini ağızdan zor dökülen küfürler almış. Ama herkes buna alışık olduğu için kimse aldırış etmiyor. Şehir meydanına geldiğimizde rehberimiz Willy akşam yemeği için evlerine davet ediyor. Akşam yemeğini Willy’nin yaşından daha fazla gösteren annesi Barbara’nın yaptığı yemekler ve anlattığı hikâyeleri dinleyerek geçiyoruz.&lt;br /&gt;Barbara da buradaki diğer madenci eşleri gibi genç yaşta kocasını hastalık yüzünden kaybettiğini ve yaşadığı sıkıntıları anlatıyor. 1952 devriminde çocuk olmasına rağmen hatırladığı şeyler gerçekten tüyler ürpertici olaylar. Çalışma koşullarının düzeltilmesi için ayaklanan işçileri bastırmak için yapılan işkencelerden en korkunç olanı, on-on beş kişilik işçi gruplarının yuvarlak halka gibi birbirlerine bağlanıp dinamitle havaya uçurulmaları ve insanlara bunun izletilmesi. Ama bütün işkencelere ve baskıya rağmen işçiler 1952 devrimiyle 80’li yılların ortalarına kadar sürecek görece daha rahat bir dönem geçirmiş. Şu anda bulunduğumuz iki odalı prefabrike ev de devrim sonrası işçilere dağıtılan konutlardan biri.&lt;br /&gt;Yemek sonrası Willy ile genelde işçilerin takıldığı bir birahaneye gidiyoruz. Burada Willy’nin eski çalışma arkadaşı, maden sendikası sekreteriyle devlet başkanı Evo Morales üzerine sohbet ediyoruz. Çevre masadaki işçilerin de katılımıyla sohbet renkleniyor. Genel olarak Evo Morales’in başkan olmasından herkes memnun ama artık daha somut gelişmeler bekledikleri de kesin. Bir dönem daha beklemek konusunda hemfikir gibi işçiler ama “ilerde Evo gerekli değişiklikleri yapamazsa onu da sileriz” demeyi de ihmal etmiyorlar. Uzun ve güzel sohbetin ardından işçilerle ve rehberim Willy’le vedalaşıp dünyanın en büyük tuz gölü olan Salar de Uyuni’ye gitmek üzere dünyanın en bahtsız şehirlerinden biri olan Potosi’den ayrılıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAFTAYA: Salar de Uyuni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bariskaradeniz.com/"&gt;BARIŞ KARADENİZ &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bariskaradeniz74@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1012307962474380755-2296315464686058676?l=calismahukuku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/2296315464686058676/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2011/03/seytann-madenlerinin-icine-dogru.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/2296315464686058676'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/2296315464686058676'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2011/03/seytann-madenlerinin-icine-dogru.html' title='‘Şeytanın Madenleri’nin içine doğru'/><author><name>Nadire Özkaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16833519365633569741</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TKrXyWya70I/AAAAAAAAAZw/A5riU8omvNE/S220/1023652467guneskursu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755.post-7418033761852406564</id><published>2010-11-23T05:18:00.000-08:00</published><updated>2010-11-23T05:25:41.481-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prensa Latina'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şilili Kadın Maden İşçileri'/><title type='text'>Şilili eylemciler tehdit altında</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TOvAYX9ihYI/AAAAAAAAAao/WGleNd1Rspk/s1600/2010-11-23_chile-mina-mujeres.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 250px; FLOAT: right; HEIGHT: 187px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542735291391051138" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TOvAYX9ihYI/AAAAAAAAAao/WGleNd1Rspk/s320/2010-11-23_chile-mina-mujeres.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Santiago, 22 Kasım 2010 (Prensa Latina) Şili'de işlerine geri alınmak için eylem yaparak kendilerini madene zincirleyen 30 kadın işçiyle dayanışma içinde bulunan gruplardan yapılan açıklamada kadın işçilerin bulundukları yerden zorla uzaklaştırılmalarından endişe edildiği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup sözcüsü Monica Torres, madenin çevresinde artan polis sayısının ve olay yerine gelen ambulansların müdahale ihtimalini artırdığını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözcü ayrıca Pazartesi günü madenin girişine gelerek eylemcilere destek veren 300 kişinin polis tarafından zorla dağıtılmasını kınadığını belirtirken eylemcilere de benzer bir müdahale olabileceği uyarısını yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Torres, And Şili Radyosuna yaptığı açıklamada "Evet, bence kadın işçileri madenden zorla çıkartacaklar" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylemcilerin çok kararlı olduklarını belirten Torres, tek amaçlarının iş güvencesi olduğunu belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylemciler başkentin 500 km güneyinde bulunan Bio Bio bölgesindeki El Chiflon del Diablo madeninde bulunuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.plturkce.org/index.php?yazi_id=4773"&gt;PLT&lt;/a&gt;-OE-23112010&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1012307962474380755-7418033761852406564?l=calismahukuku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/7418033761852406564/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/11/silili-eylemciler-tehdit-altnda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/7418033761852406564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/7418033761852406564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/11/silili-eylemciler-tehdit-altnda.html' title='Şilili eylemciler tehdit altında'/><author><name>Nadire Özkaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16833519365633569741</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TKrXyWya70I/AAAAAAAAAZw/A5riU8omvNE/S220/1023652467guneskursu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TOvAYX9ihYI/AAAAAAAAAao/WGleNd1Rspk/s72-c/2010-11-23_chile-mina-mujeres.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755.post-7865265616838407438</id><published>2010-11-08T03:52:00.000-08:00</published><updated>2010-11-08T04:08:33.949-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eyüp CAN'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Açıköğretim Fakülteleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AÖF'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Abbas Güçlü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YÖK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eğitim-Sen'/><title type='text'>Örgün eğitimle açık öğretim arasında bir adaletsizlik var..</title><content type='html'>Sayın Eyüp CAN;&lt;br /&gt;Daha önce de AÖF,YÖK,Abbas Güçlü, Cumhurbaşkanı, Eğitim-Sen’e yazmıştım, ancak herhangi bir kıpırtı olmadı. Tek dersten öyle çok bekleyen öğrenci var ki… Üniversiteyi okumak isteyenler için AÖF iyi bir  fırsat gibi görünüyor..  Hatta ülkemizin üniversite mezunu kapasitesini de hayli etkileyen bir olanak... Üniversiteyi bir şekilde okuma olanağı bulamamış ileri yaşlardaki insanlarında  bir umudu ve uğraşısı olmuş durumda..&lt;br /&gt;Bütün bu güzelliklerinin yanında bazı olumsuzluklarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünmekteyim… Örgün eğitimle açık öğretim arasında bir adaletsizlik var..&lt;br /&gt;Büro hizmetleri ile öğrencilerine harç ve sınav sorumluluğu veren fakültemiz  ne yazık ki biz öğrencilerinin koşullarını iyileştirme çabası da göstermemektedir… Örgün eğitimle AÖF  harçlarına baktığımızda bir fark göremediğimizi de  belirtmek isterim… Örgün eğitim gören öğrencilerle AÖF örencileri arasında eşitsizliğin nereden kaynaklandığını anlayamadım..&lt;br /&gt;Ve sanki AÖF nin dokunulmazlığı varmış gibi yıllardır kıyaslama yapmadan öylece kabullenilmiş.. Burada her sınavda değiştirilen sınav yeri ve bazı gözetmenlerin sınav stresini ne kadar artırdığı  gibi göz ardı edebileceğimiz çapta ki sorunlara değinmeyeceğim..&lt;br /&gt;Ancak normal çalışarak okumak isteyen öğrenciler için mezun olmanın ne kadar zor olduğunu anlatmak istiyorum…  Örgün eğitimle aramızdaki eşitsizliğe dikkat çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;Mesaisini bitirip koşa koşa iş yorgunluğu ve stresiyle AÖF kurslarında (bu kurslar özel tabii kendi olanaklarımızla ücretini ödiyerek gidiyoruz) bir şeyler öğrenmek için çabalayan bizler, yıl sonundaki sınavda  başarılı olamayınca bir tek  Eylül’de bütünleme sınavına hazırlanıyoruz, onun haricinde başka bir seçeneğimiz   yok ne yazık ki … Üstelik matematik gibi işlem gerektiren ders 40 dakika süreyle sınırlı tutulmuş durumda… Örgün eğitim de ise dönem sonunda  başarısız dersler için ek sınav hakkı var ardından yaz okulu yaz okulunun ardından yine ek sınav… dönem başlarında de af sınavları var… Tabii raporlu öğrenci sınavları… Üniversiteleri incelediğimizde inanılmaz farklılıklar göze çarpıyor…Örgün eğitimde hocaların öğrencilerine  kullandığı imkanları ve insiyatifi de göz ardı etmeyelim…  Yani örgün eğitim bir şekilde öğrencisini mezun edebilmenin&lt;br /&gt; koşullarını oluşturmaya çalışmış, çalışıyor…Kendi fakültemize  baktığımızda ise 47-48- hatta 49 la kalan öğrenciler var (sanki fakülte yönetiminin umurunda değilmiş bu durum yalnızca harçın yatırılması önemseniyormuş gibi görünüyor…) Üstelik tek ders bile olsa bir sene gibi uzun bir sürenin heba olması biz öğrencileri olumsuz etkilemekte… Böyle   bekleyen bir dolu öğrencinin olduğu biliniyor… Hem bu alttan ders ise de bir üst sınıfa da geçemiyoruz. Ve sırf bu yüzden bir dolu insanda bu yüzden AÖF ye kayıt yaptırmak istemiyor… Üstelik bu sene basına da yansıyan kopya meselesi de biz çabalayan öğrencilerin ileri adım atmasını engelleyecek umutsuzluğa itecektir..&lt;br /&gt;Tek dersle bekleyen, mezun olamayan, bir üst sınıfa geçemeyenler için çözüm üretilmeli bir çare düşünülmeli diye bu elektronik postayı size de yolluyorum.. Radikal in epey bir dolu olumsuzluğa el attığını biliyorum, umarım bu haksızlığında ortadan kalkması için el uzatırsınız.&lt;br /&gt;Örgün eğitim olanaklarının biz açık öğretim okuyanlarına da  sağlanması tüm öğrenciler arasındaki eşitsizliği de ortadan kaldırmış olacaktır. Bence bunun için bir defalık bir tek ders affı koymaları gerekir ki bunca senenin mağdurluğuna çare olsun…1993-1994 yıllarında dışarıdan lise bitirmelerde bir tek ders affı çıkarılmış ve binlerce mezun olmuş ve lise mezunu sayısı hayli artmış..&lt;br /&gt;İlk etapta tek ders mağduru öğrenciler için yapılandıracak çözüm,(bu tek ders sınavı ya da genel af olabilir, yada çok daha etkin bir şeyler bulunabilir r) kendini  mağdur hisseden bir dolu insanın kendini iyi hissetmesini sağlayacak gelecekle ilgili umutlarını hareketlendirecek AÖF ye güveni ve talebi artıracaktır.. İleriki yaşlarda bile olsa insanlar üniversite mezunu olmayı hedeflemede tereddüt etmeyeceklerdir… Ve bu yüzden ülkemizin eğitim seviyesini de yükseltmeye katkı sağlanmış olacaktır diye düşünmekteyim… &lt;br /&gt;                                                                                          Keziban Karaaslan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1012307962474380755-7865265616838407438?l=calismahukuku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/7865265616838407438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/11/orgun-egitimle-ack-ogretim-arasnda-bir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/7865265616838407438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/7865265616838407438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/11/orgun-egitimle-ack-ogretim-arasnda-bir.html' title='Örgün eğitimle açık öğretim arasında bir adaletsizlik var..'/><author><name>Nadire Özkaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16833519365633569741</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TKrXyWya70I/AAAAAAAAAZw/A5riU8omvNE/S220/1023652467guneskursu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755.post-4036379460295993489</id><published>2010-10-15T04:22:00.000-07:00</published><updated>2010-10-15T04:51:13.264-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Macar Alüminyum Üretim ve Ticaret Şirketi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ajkai Timfoldgyar'/><title type='text'>MACARİSTAN’DA YAŞANILMAKTA OLAN ÇEVRE FELAKETİ KONUSUNDA GÖRÜŞLERİMİZ</title><content type='html'>Hepimizin bildiği gibi, 4 Ekim 2010 günü Macaristan’da başkent Budapeşte’nin 160 km kadar güney-batısında bulunan MAL Macar Alüminyum Üretim ve Ticaret Şirketi’ne ait Ajkai Timfoldgyar tesisinin sıvı atık havuzunu çevreleyen duvarın bir bölümü yıkılmıştır.&lt;br /&gt;Yaklaşık 1 milyon ton zehirli atık çevreye yayılmış ve birçok yerleşim bölgesinde selle birlikte büyük bir çevre felaketine neden olmuştur. Hatta atık havuzunun zayıflayan kuzeyi duvarının da yıkılma tehlikesi vardır ve zehirli atığın miktarı toplamda 1,5 milyon tona ulaşması olasılığı gündemdedir.&lt;br /&gt;Avrupa’nın ortasında şimdiye dek 7 kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin yaralanmasına, çevrede bulunan hayvanların ve bitkilerin telefine neden olan bu atığın en önemli sonucu, tam bir ekolojik yıkım olarak onlarca yıl etkilerinin devam edecek olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bbc.co.uk/turkce/izlenim/2010/10/101008_fooc_hungary.shtml"&gt;"Kızıl çamur" &lt;/a&gt;diye adlandırılan zehirli sıvı atık, alüminyum üretiminde kullanılan boksitin rafinerisi sonucunda tepkime yan ürünü olarak çıkmaktadır.&lt;br /&gt;Çok yoğun biçimde kostik alkali, kurşun ve kısmen radyoaktif maddeler içeren bu sıvı, doğrudan ciltle temasta ağır alkali yanıklarına neden olur. Kuruduktan sonra tozlarının solunması akciğer kanserine neden olabilir.&lt;br /&gt;MAL Şirketinin açıkladığı verilere göre ekolojik yıkıma neden olan bu sıvı atık içerisinde yer alan kimyasallar ve bunların etkileri yaklaşık şöyledir:&lt;br /&gt;%40-45 Demir oksit, Fe2O3 (atığın kızıl rengini verir),&lt;br /&gt;%10-15 Alüminyum oksit Al2O3 (hayvan deneylerinde kansere neden olduğu görülmüştür)&lt;br /&gt;%10-15 Silisyum dioksit (Silika) SiO2 sodyum ya da kalsiyum alümino silikat biçiminde bulunur (tozları solunursa akciğer hastalıklarına ve kansere neden olur),&lt;br /&gt;% 6-10 Kalsiyum oksit CaO, kireç kaymağı (cilt ve göz yanıklarına, tahrişlerine ve alerjilere neden olur),&lt;br /&gt;% 4- 5 Titan dioksit, TiO2 (hayvan deneylerinde kansere neden olduğu görülmüştür),&lt;br /&gt;% 5- 6 Sodyum oksit, Na2O (alümünyum üretim süreci yan ürünü),&lt;br /&gt;Atık ayrıca kurşun, krom, arsenik, kadmiyum gibi ağır metaller içermekte ve suya karıştığında çok tehlikeli olabilmektedir.&lt;br /&gt;Macaristan hükümeti bölgede her ne denli acil durum ilan etmiş olsa da, başlangıçta uluslararası bir yardım çağrısında bulunmamıştır. Ancak ikinci duvarın da yıkılma tehlikesi ortaya çıkınca AB’ den uzman talebinde bulunmuştur. Yazılı ve görsel basından edindiğimiz bilgiye göre, zehirli atık, Avrupa’nın ikinci büyük nehri olan Tuna’yı besleyen Marcal ve Raba ırmakları üzerinden Tuna nehrine ulaşmıştır. Bölgede yaşayan köylülerin ifadesine göre, söz konusu ırmaklarda balık ve öteki yaban hayvanı ölümleri çoğalmaktadır.&lt;br /&gt;Bazı yetkililer bu kazanın, son 20-30 yıl içerisinde görülen en büyük üç çevre felaketinden biri olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Uluslararası Tuna’yı Koruma Komisyonu’nun verdiği bilgiye göre, yaşanılan bu olayın etkilerinin çok uzun yıllar boyunca insanları ve çevreyi etkileyeceği ve birçok ülkeyi etkisi altına alacağını bildirmiştir. Önlenemezse kızıl çamur Hırvatistan, Sırbistan, Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna’dan sonra Karadeniz’e ulaşacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de ne yapılmalı?&lt;br /&gt;Öncelikle Çevre Bakanlığı yetkilileri bu felaketin etkisinde olan ve risk taşıyan ülkelerle bir deneyim ve eylem birliğine girmelidir.&lt;br /&gt;Çevre ve Tarım Bakanlığı eşgüdümünde ilgili tüm tarafların katılımı ile periyodik su analizleri, bitki ve hayvan sağlığındaki değişikler uzun erimli izlenmeli ve değerlendirilerek sonuçları kamuoyu ile paylaşılmalıdır.&lt;br /&gt;Sağlık Bakanlığı nezdinde yapılacak çalışmalar ile, bu felaketin insan sağlığı açısından akut ve kronik etkileri değerlendirilmeli ve halka aktarılmalıdır.&lt;br /&gt;Sanayi ve Çevre Orman Bakanlığı eşgüdümünde ilgili özel sektör şirketlerinin, meslek odalarının ve ilgili diğer paydaşların katılmasıyla REACH (kimyasalların tescili, değerlendirilmesi, izni ve kısıtlanması), SEVESO II (Tehlikeli Maddeler içeren Büyük Kaza Hasarlarının Kontrolü) mevzuatlarının gereklilikleri yerine getirilmeli, yapılan çalışmaların sonuçları duyurulmalıdır.&lt;br /&gt;Benzeri felaketlerin ülkemizde yaşanmaması için, Türkiye'deki atık depolama alanları, kapasite durumları ve ne kadar emniyetli oldukları, bu atıklarla ne yapıldığı ve nasıl bertaraf edildiklerine yönelik veriler toplanmalı, açıklık ilkesi gözetilerek sonuçları kamuoyuna aktarılmalıdır.&lt;br /&gt;Türkiye'deki tehlikeli kimyasalları üreten, işleyen, taşıyan ve depolayan işletmeler ile denetim ve kontrolünden sorumlu Çevre ve Orman Bakanlığının böyle bir senaryo ile başa çıkabilecek uzman kadrosu ve sayısı açıklanmalı, toplum bunlar üzerinden bilgilendirilmelidir.&lt;br /&gt;Türkiye bu ekolojik felaket üzerinden yeterli dersi çıkararak, özellikle büyük endüstriyel kuruluşların olası kaza risk değerlendirmeleri, acil durum planlamaları, kurumlar arası eşgüdüm, acil müdahale ve kurtarma yeteneğine sahip teknik ve uzman kadroları açısından tüm ülke bazında kendini acilen sorgulamalıdır.&lt;br /&gt;Kamuoyunun bilgilerine sunulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.kmo.org.tr"&gt;TMMOB Kimya Mühendisleri Odası&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;(BU BÜYÜK BİR İŞ KAZASI-İŞ GÜVENLİĞİ  FELAKETİDİR DE - n.ö )&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1012307962474380755-4036379460295993489?l=calismahukuku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/4036379460295993489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/10/macaristanda-yasanilmakta-olan-cevre.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/4036379460295993489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/4036379460295993489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/10/macaristanda-yasanilmakta-olan-cevre.html' title='MACARİSTAN’DA YAŞANILMAKTA OLAN ÇEVRE FELAKETİ KONUSUNDA GÖRÜŞLERİMİZ'/><author><name>Nadire Özkaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16833519365633569741</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TKrXyWya70I/AAAAAAAAAZw/A5riU8omvNE/S220/1023652467guneskursu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755.post-6380462200010250728</id><published>2010-07-30T02:49:00.000-07:00</published><updated>2010-07-30T03:03:45.952-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZONGULDAK - Karadon’da 30 madencinin ölümüyle ilgili bilirkişi raporu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ersin  Ercan'/><title type='text'>Karadon'daki grizu patlamasından hemen önce tehlikeli gazları izleyen tekniker puantajına bakmaya, maden mühendisi tuvalete gitmişti.</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.dha.com.tr/n.php?n=dha-muhabiri-ersin-ercana-odul-2010-01-09"&gt;Ersin ERCAN &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZONGULDAK - Karadon’da 30 madencinin ölümüyle ilgili bilirkişi raporu tamamlandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın raporuna göre ocakta patlamaya neden olacak gaz seviyesi hızla yükselirken, Merkezi Gaz İzleme İstasyonu’nda bulunan görevliler puantajlarına bakmak üzere yerinden ayrılmıştı, görevli maden mühendisi ise gazdaki yükselişi gördüğü halde tuvalete gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rapora göre her iki görevli, 7 gün 24 saat yerlerinden kıpırdamamış olsalar bile, kriz anında ne yapılacağı konusunda boşluklar vardı: Çalışanlar gaz yükselmesi durumunda ne yapacakları konusunda yeterince bilgilendirilmemişti, böyle bir durumda hangi yetkililerin sırasıyla uyarılacağı, ocağın tahliye edilmesi kararına kimin karar vereceği netleştirilmemişti. Ve ocakta gaz yükselince sesli olarak alarm verecek sistem susturulmuştu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adım adım ölüme...&lt;br /&gt;Rapora göre, 17 Mayıs 2010 günü Zonguldak Karadon’da ölüm adım adım geldi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tümünü okumak için &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;amp;ArticleID=1010848&amp;amp;Date=30.07.2010&amp;amp;CategoryID=77"&gt;Radikal&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1012307962474380755-6380462200010250728?l=calismahukuku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/6380462200010250728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/07/karadondaki-grizu-patlamasndan-hemen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/6380462200010250728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/6380462200010250728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/07/karadondaki-grizu-patlamasndan-hemen.html' title='Karadon&apos;daki grizu patlamasından hemen önce tehlikeli gazları izleyen tekniker puantajına bakmaya, maden mühendisi tuvalete gitmişti.'/><author><name>Nadire Özkaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16833519365633569741</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TKrXyWya70I/AAAAAAAAAZw/A5riU8omvNE/S220/1023652467guneskursu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755.post-4010030974983752263</id><published>2010-07-20T16:45:00.001-07:00</published><updated>2010-07-20T17:17:44.947-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SME'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SMEitas'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meksika  Elektrik İşçisi  Sendikası  üyelerinin  açlık  grevi'/><title type='text'>Açlık Grevi -Açıklama !</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TEY2DcYmj3I/AAAAAAAAAYg/fvJHEdnfvBY/s1600/4811994037_30f6db6c6c.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 246px; FLOAT: right; HEIGHT: 286px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5496139828039159666" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TEY2DcYmj3I/AAAAAAAAAYg/fvJHEdnfvBY/s320/4811994037_30f6db6c6c.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Meksika Elektrik İşçileri Sendikası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sme1914.org/"&gt;(SME-Sindicato Mexicano Electricistas )&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeden Yenmeye Hazır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;87. GÜN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;93 SME üyesi Açlık Grevinde&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1012307962474380755-4010030974983752263?l=calismahukuku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/4010030974983752263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/07/huelga-de-hambre-solucion-aclk-grevi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/4010030974983752263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/4010030974983752263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/07/huelga-de-hambre-solucion-aclk-grevi.html' title='Açlık Grevi -Açıklama !'/><author><name>Nadire Özkaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16833519365633569741</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TKrXyWya70I/AAAAAAAAAZw/A5riU8omvNE/S220/1023652467guneskursu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TEY2DcYmj3I/AAAAAAAAAYg/fvJHEdnfvBY/s72-c/4811994037_30f6db6c6c.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755.post-8212592687485168412</id><published>2010-07-20T11:04:00.000-07:00</published><updated>2010-07-20T11:27:59.774-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SME'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meksika  Elektrik İşçileri Sendikası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İşlerini hukusuz olarak  kaybeden  Meksika   elektrik  işçilerinin  açlık grevi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cayetano Cabrera Esteva'/><title type='text'>Meksika  Elektrik İşçileri  Sendikasından  açlık  grevi  eylemcisi  Mühendis Cayetano Cabrera Esteva'nın   Açık Mektubu.</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TEXmKgZ2HAI/AAAAAAAAAYY/0d9riTynMmA/s1600/portada.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 320px; FLOAT: right; HEIGHT: 214px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5496051988446977026" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TEXmKgZ2HAI/AAAAAAAAAYY/0d9riTynMmA/s320/portada.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asunto: Carta de Cayetano, huelguista de hambre del SME con 86 días sin comer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A LA COMUNIDAD INTERNACIONAL&lt;br /&gt;AL PUEBLO DE MÉXICO&lt;br /&gt;A LA CLASE TRABAJADORA DEL PAIS&lt;br /&gt;SALUD:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.- Llevo 86 días en Huelga de Hambre en el Zócalo de la Ciudad de México y me siento muy mal de salud.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.- Estoy decidido a continuar en esta Huelga de Hambre hasta que este gobierno del presidente Felipe Calderón nos devuelva nuestro empleo a los 44 mil trabajadores que fuimos despedidos de manera ilegal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.- El Presidente de la Republica es el único que puede resolver este conflicto. Por lo que desde este momento y de manera pública solicito que el Presidente Felipe Calderón nos reciba a todos los huelguistas de hambre en Los Pinos, conjuntamente con nuestro Secretario General y el Comité Central de nuestro Sindicato.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.- Si el Presidente no atiende esta petición pública para resolver este conflicto de manera política, él será el único responsable de lo que le pase a mi vida y a la de mis compañeros en esta Huelga de Hambre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;México, D. F. a 19 de julio de 2010&lt;br /&gt;“Por el Derecho y la Justicia del Trabajador”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ing. Cayetano Cabrera Esteva&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ULUSLARARASI KAMUOYUNA&lt;br /&gt;MEKSİKA HALKINA&lt;br /&gt;VE İŞÇİ SINIFINA&lt;br /&gt;SELAM !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Mexico City Şehrinin Zocalo meydanında 86 gündür açlık grevi  eylemini  sürdürüyorum ve hissediyorum ki sağlığım çok kötü .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Bu açlık grevi eylemini , 44 bin işçinin işini, yasadışı olarak kaybettiren Felipe Calderon hükümeti tarafından işlerimiz ve haklarımız geri verilene kadar sürdüreceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Devlet Başkanı bu anlaşmazlığın çözülebilmesi için tek sorumludur. O nedenledir ki bu andan itibaren istemlerimiz doğrultusunda Devlet Başkanı Felipe Calderon, biz, tüm açlık grevcilerini Sendika Merkez Yönetimi ve Sendika Genel Sekreterimizle birlikte makamında kabul etmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Eğer Devlet Başkanı bu hassas durum ve anlaşmazlığın çözümü için ortaya konulan açık mektubu dikkate almadığı takdirde kendileri , benim hayatımın ve bu açlık grevi eylemindeki diğer eylemci arkadaşlarımın hayatlarından sorumlu tek kişi olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mexico City, 19.Temmuz.2010&lt;br /&gt;Çalışanın Hakları ve Adalet Uğruna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mühendis&lt;br /&gt;Cayetano Cabrera Esteva&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1012307962474380755-8212592687485168412?l=calismahukuku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/8212592687485168412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/07/meksika-elektrik-iscileri-sendikasndan.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/8212592687485168412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/8212592687485168412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/07/meksika-elektrik-iscileri-sendikasndan.html' title='Meksika  Elektrik İşçileri  Sendikasından  açlık  grevi  eylemcisi  Mühendis Cayetano Cabrera Esteva&apos;nın   Açık Mektubu.'/><author><name>Nadire Özkaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16833519365633569741</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TKrXyWya70I/AAAAAAAAAZw/A5riU8omvNE/S220/1023652467guneskursu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TEXmKgZ2HAI/AAAAAAAAAYY/0d9riTynMmA/s72-c/portada.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755.post-3658909734794377787</id><published>2010-06-24T03:48:00.000-07:00</published><updated>2010-06-24T03:57:25.026-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Memur  statüsünde  çalışanların  iş kazası  ve  meslek hastalıkları  sigortası   hakkı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='657 Sayılı  Yasa  188. Mad.'/><title type='text'>Yapıya karşı  kimse  dava   açamaz !</title><content type='html'>YAPIYA KARŞI HİÇ KİMSE DAVA AÇAMAZ*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nadire Özkaya (Avukat)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma Ortamı Dergisi, Sayı : 76 Yıl : 2004&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr.Muhsin Yiğiter ve Yargıç Burhan Cahit Kadılar anısına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1952 yılında imzalanan, Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Hakkında 102 Sayılı ILO Sözleşmesi, çıkış tarihinden 20 yıl sonra 10.08.1971 tarihinde ülkemiz tarafından onaylanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözleşmeyle, ulusal yasal düzenlemeler arasındaki uyum, kısmen 1960’lı yıllarda gerçekleştirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreçte işçi-memur ayrımının neden olduğu bir dizi ayrımcılık yaratan sorun ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçi statüsünde çalışanlar için 506 sayılı yasayla “sosyal güvenlik” hakkını oluşturan önemli sigorta kolları hüküm altına alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memur statüsünde çalışanlar için, T.C.Emekli Sandığı yeniden yapılandırılmak yerine, sosyal güvenlik hakkını oluşturan önemli sigorta kollarından bir bölümü, çalıştıkları kurumlarca karşılanan sosyal yardım kollarına ve nakdi tazminata dönüştürülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş kazası ve meslek hastalıkları sigortası,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;657 sayılı yasada aşağıda sunulduğu şekliyle hüküm altına alınmıştır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık ve analık sigortası :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madde 188-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A) Devlet memurlarının hastalık, analık ve görevden doğan kaza ve mesleki hastalık,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B) Devlet memurlarının eşleri ve bakmakla yükümlü oldukları ana, baba ve çocuklarının hastalık ve analık,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C) Bir kanuna dayanılarak emekli ve malullük aylığı alanların (Sosyal Sigortalar Kurumu’nca uygulanan iş kazaları ile meslek hastalıkları, malullük ve yaşlılık sigortalarından gelir ve aylık bağlananlar hariç) hastalık ve analık,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ç) (C) bendinde belirtilen emekli veya malullük aylığı alanların aile fertlerinin hastalık ve analık,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D) Bir kanuna dayanılarak dul veya yetim aylığı alanların (Sosyal Sigortalar Kurumundan gelir veya aylık alanlar hariç) hastalık ve analık,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hallerinde, gerekli sosyal sigorta yardımları sağlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sigorta yardımları özel kanunlarla düzenlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sigortalardan tanınan hak ve sağlanan yardımlar, genel sosyal sigorta rejimleri ile kabul edilen hak ve yardımlardan az olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;657 sayılı Yasanını 188.madde gerekçesinde genel bir değerlendirme sunulmuştur. 188.Madde Gerekçesi aynen şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madde 188.- Bu madde, Devlet memurları için çeşitli alanları kapsayan geniş bir sigorta sisteminin kurulmasını öngörmekte ve bu konuda özel kanun hükümlerinin hazırlanması lüzumunu belirtmektedir. Öngörülen hükümler hazırlanıncaya kadar yürürlükteki hükümleri muhafaza edilecektir. Ancak, tasarıyla öngörülen sigorta sistemi, devlet memurları için tesbit edilecek sosyal yardım imkanlarının memlekette kabul edilmiş başka genel sosyal sigorta rejimlerinden aşağı olmaması şart koşulmaktadır. Gerçekten bugün sosyal sigortalar bakımından bütün çalışanların aynı şartlardan faydalandıkları söylenemez. Mesela işçiler bakımından uygulanmakta olan sosyal sigortalar sistemi devlet memurlarının faydalanabilecekleri sosyal yardım imkanlarından hayli ileridir. Tasarı, bu dengesizliği önleyecek bir yön ve seviye göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak 657 sayılı Yasanın 188 ve devamındaki maddeler incelendiğinde, görüleceği gibi, “İş kazası ve meslek hastalığı sigortası hakkı dışında hastalık, analık, ölüm sigortası yardımları o tarihte 657 sayılı yasayla çözüme kavuşturulmuştur. Bu sigorta kollarından sunulması gereken yardımların, memuru çalıştıran kurumlarca karşlanması hlüküm altına alınmıştır. 1965 yılından 2004 yılına kadar geçen yarım yüzyıllık süreye karşın iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasıyla ilgili özel yasal düzenlemeler yapılmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memur statüsünde çalışanların iş kazası ve meslek hastalıkları sigortası hakkı kapsamında önemli bir diğer yasal düzenleme 1929 tarih ve 1475 Sayılı Yasa ile onun devamı niteliğinde olan 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güven ve asayişin korunması ile ilgili görevlerinden dolayı yaralanan, sakatlanan ve yaşamını yitirenlerin yakınlarına ödenecek nakdi tazminat ve aylıkların hüküm altına alındığı bu yasayla, iş kazası ve meslek hastalıkları sigortası kapsamında değerlendirilmesi gereken hakların “güvenlik ve asayiş görevleri” ile sınırlı olarak ele alıdığını görüyoruz. Bu yasaya göre göreve bağlı sakatlık, hastalık ve ölüm halinde öngörülen maaş vazife malullüğü maaşına atıf yapılarak çözülmeye çalışılmıştır. Böylece iş kazasınedeniyle bağlanması gereken maaş gözden kaçırılmıştır. Bu durumda olan bir işçiye hem maluliyet sigortasından hem de iş kazası sigortasından maaş bağlanmakta olup, yüksek olan maaşı tam diğerinin ise yarısı ödenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yasa, sadece hizmete bağlı bir sınırlama yaparak memur statüsünde çalışanlar arasında ayrımcılığa neden olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1965 yılından içinde yaşadığımız 2004 yılına kadar geçen yarım yüzyıllık süreye karşın 657 Sayılı Yasanın 188.Maddesinde yazılan iş kazası ve meslek hastalıkları sigortasını hayata geçirecek yasal düzenlemeler hala çıkarılmış değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş kazası ve meslek hastalıkları sigortası, tümüyle işveren tarafından karşılanan bir sigorta koldur. İş riskine göre primi ödenen bu sigorta kolu, memur statüsünde çalışanlar için bugüne değin işler hale getirmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi T.C.Anayasası’nın 60.maddesi şöyle buyurmuştur: “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;657 Sayılı Yasa’nın 188.madde gerekçesinde belirtilen geniş bir sigorta sisteminin kurulması öngörüldüğü halde bu görev ne yazıkki bu güne değin görmezden gelinmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu, iş kazası ve meslek hastalıkları sigortası hakkının korunmasına gereksinme duyanlar açısından bakıldığında yüzleşmeye cesaret edilemeyecek kadar trajik bir noktadadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazımıza konu olan çalışmaların başlangıcında, koruyucu nitelikteki Hepatit B aşısı yapılmadığı için yaşamını bu hastalıktan yitiren Dr.Muhsin Yiğiter’in akla durgunluk veren ölümü, her yönden bir sorgulama zorunluluğu ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1994 yılında Genel Sağlık İş Sendikası Örgütü aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz bir anket sonucu Sağlık Sektöründe yaşanan iş kazası ve meslekhastalıkları olgusu ürkütücü boyutlardadır. 2050 kişilik rastlantısal bir grupta 582 meslek hastalığı ve iş kazası olayı saptanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;582 olgu içinde Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre, geçirdiği iş kazası sonucu epilepsi ve anestezik gazlar sonucu aplastik anemi gelişmiş genç bir sağlık çalışanı kadının işgücü kaybının saptanması, kendi başına ürkütücü bir sonuçtur. Karaciğer nakli aşamasına gelmiş olgular da aynı şekilde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok acıdır ki, bire bir ilgilendiğim olgularda, 657 Sayılı Yasa’nın 105.maddesinde öngörülen iş kazası ve meslek hastalığı halinde iyileşinceye değin süresiz rapor hakkı, asla bu durumda olan çalışanlara kullandırılmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;657 Sayılı Yasanın 105.maddesi ve gerekçesi aynen şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık İzni&lt;br /&gt;: Madde 105 – (29.11.1984 günve 243 sayılı KHK’nin 18.Maddesiyle değişik şekli) Memurlara hastalıkları halinde, verilecek raporlarda gösterilecek lüzum üzerine, aylık ve özlük haklarına dokunulmaksızın aşağıdaki esaslara göre izin verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A)On yıla kadar (on yıl dahil) hizmeti olanlara altı aya kadar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B)On yıldan fazla hizmeti olanlara oniki aya kadar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C)Kanser, verem ve akıl hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlara onsekiz aya kadar, izin verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memurların, hastalıkları sebebiyle yataklı tedavi kurumlarında yatarak tedavi gördükleri, tedavi süreleri hastalık izinlerine ait sürelerin hesabında dikkate alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzin süresinin sonunda hastalıklarının devam ettiği resmi sağlık kurullarının raporu ile tesbit edilenlerin izinleri bir katına kadar uzatılır. Bu sürelerin sonunda da iyileşmeyen memurlar hakkında emeklilik hükümleri uygulanır. Bunlardan gerekli sağlık şartlarını yeniden kazandıkları resmi sağlık kurullarınca tesbit edilenler tekrar görev almak istedikleri takdirde, eski derece ve niteliklerine göre uygun görevlere öncelikle atanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görevlerinden dolayı saldırıya uğrayan memurlar ile görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı bir kazaya uğrayan veya meslek hastalığına tutulan memurlar, iyileşinceye kadar izinli sayılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıhhi izin sürelerine esas hizmetin hesabında 87 nci maddede sayılan kurumlarda emekli keseneği veya sigorta primi ödenmek suretiyle geçen süreler ile askerlikte geçen süreler dikkate alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(İl.Md. 23,63,94,125)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;657 S.Y. 105.maddesi, hastalanan Devlet memurlarına verilecek izinleri ve sürelerini, yürürlükteki uygulamadan farklı bir surette düzenlemektedir. Madde gerekçesi :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madde 105.- Maddenin (Ç) bendinde sayılan hastalıkve benzerleri halinde izin süresi hizmet süresi ile orantılı değildir. Daha ilk hizmet yılında bile bu benddeki hastalığa tutulan memur 18 aya kadar tedavi ve hastalık izni alabilecek, gerekirse bunu bir kat daha uzatabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En uzun hastalık izni hakkını kullandıkları halde iyileşmeyen memurlar hakkında emeklilik hükümleri uygulanacaktır. Bu suretle emekli olanlar yeniden, iyileştiklerini sağlık kurulu raporu ile belirterek, görevlerine dönmek isterlerse, eski sınıf ve derecelerine öncelikle atanacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görevleri sırasında veya görevlerinden dolayı hastalananlar veya bir kazaya uğrayanlar için izinde süre kaydı yoktur; iyileşinceye kadar izinli sayılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hal böyle iken, Hepatit B hastalığına yakalanan bir sağlık çalışanı hastalığın aktif olduğu denemde bile rapor hakkında yararlanamadığı ne yazıkki olası ve sıradan bir uygulamadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu, iş kazası ve meslek hastalığı tedavi giderleri bakımından da önemlidir. Çünkü iş kazası ve meslek hastalığı sigortasının yaşama geçirilmesi bu denli ertelenirken, bu sigorta kapsamında, koruyucu ve tedavi edici tüm hizmetlerin ücretsiz ve geciktirilmeksizin sonulması gerekli ve zorunludur. Başta Anayasa olmak üzere konuyla ilgili hukuk normları ve 657 Sayılı Yasanın 188.maddesi hükmü bunun yasal dayanağını kuşkuya gerek olmayacak bir biçimde sunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memur statüsünde çalaşanların bugüne kadar bu durumu dikkate değer bir istem olarak ortaya koyamamaları ve etkin bir sendikal örgütlenmeden yoksun bulunmaları, yarım yüzyıllık gecikmede pay sahibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SONUÇ : Anayasa’nın 60.maddesinde,hüküm altına alınan sosyalgüvenlik hakkına içerikkazandıran en önemli sigorta kollarındanbiri iş kazasıve meslekhastalıkları sigortasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm çalışanları kapsayan etkin bir sosyal güvenlik düzenini ve kurumlarını toplum olarak meydana getirmek zorundayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*“Roland Barthes”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sosyalpolitika.fisek.org.tr/?p=48"&gt;Fişek Enstitüsü&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1012307962474380755-3658909734794377787?l=calismahukuku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/3658909734794377787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/06/yapya-kars-kimse-dava-acamaz_24.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/3658909734794377787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/3658909734794377787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/06/yapya-kars-kimse-dava-acamaz_24.html' title='Yapıya karşı  kimse  dava   açamaz !'/><author><name>Nadire Özkaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16833519365633569741</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TKrXyWya70I/AAAAAAAAAZw/A5riU8omvNE/S220/1023652467guneskursu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755.post-6664778759566427006</id><published>2010-06-24T03:07:00.000-07:00</published><updated>2010-06-24T03:39:28.037-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İş kazası  Meslek hastalıkları /Suay'/><title type='text'>Yapıya karşı  kimse  dava   açamaz !</title><content type='html'>Nadire Özkaya (12:52):&lt;br /&gt;Merhaba&lt;br /&gt;nasılsınız ?&lt;br /&gt;S U A Y (12:52):&lt;br /&gt;teşekkürler iyiyim&lt;br /&gt;siz nasılsınız?&lt;br /&gt;Nadire Özkaya (12:52):&lt;br /&gt;ben de iyiyim&lt;br /&gt;Nadire Özkaya (12:54):&lt;br /&gt;bir şey sorabilir miyim ?&lt;br /&gt;S U A Y (12:54):&lt;br /&gt;tabii&lt;br /&gt;Nadire Özkaya (12:54):&lt;br /&gt;iş kazası ve meslek hastalıkları sigortanız var mı ?&lt;br /&gt;S U A Y (12:55):&lt;br /&gt;bilmiyorum&lt;br /&gt;tüm sigorta işlerinden eşim sorumludur.&lt;br /&gt;Nadire Özkaya (12:55):&lt;br /&gt;super cevap&lt;br /&gt;ama bu sigorta eşinizle değil,işiniz ve işvereninizle alakalı&lt;br /&gt;S U A Y (12:56):&lt;br /&gt;bilmem ki, ben ilgilenmem sigorta işleriyle&lt;br /&gt;Nadire Özkaya (12:56):&lt;br /&gt;ya bu konuşmayı medyada yayınlasam ses getirir mi acaba ?&lt;br /&gt;Nadire Özkaya (12:57):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S U A Y (12:57):&lt;br /&gt;bilmem&lt;br /&gt;Nadire Özkaya (12:57):&lt;br /&gt;siz özlük haklarınızla ilgilenmiyor musunuz ?&lt;br /&gt;onu da eşinize mi havale ettiniz ?&lt;br /&gt;S U A Y (12:58):&lt;br /&gt;o kadar çok iş ve dış gezi içinde, onlarla ben ilgilenemiyorum&lt;br /&gt;Nadire Özkaya (12:58):&lt;br /&gt;Ben özel sigortadan değil bu ülkenin bir skandalından bahsediyorum size hocam&lt;br /&gt;S U A Y (12:59):&lt;br /&gt;skandal bir değil ki, binlerce. Hangisine ulaşalım?&lt;br /&gt;Nadire Özkaya (12:59):&lt;br /&gt;ne güzel bir chat röportaj oldu bu böyle&lt;br /&gt;S U A Y (12:59):&lt;br /&gt;evet&lt;br /&gt;ben çıkıyorum şimdi&lt;br /&gt;Nadire Özkaya (12:59):&lt;br /&gt;iyi günler&lt;br /&gt;S U A Y (13:00):&lt;br /&gt;görüşmek üzere&lt;br /&gt;Nadire Özkaya (13:00):&lt;br /&gt;teşekkür yanıtlar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir msn röportaj sunuyorum derin bir mutsuzlukla !&lt;br /&gt;Bu blogun ilk sunumu bu ! Başlıyoruz !!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1012307962474380755-6664778759566427006?l=calismahukuku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/6664778759566427006/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/06/yapya-kars-kimse-dava-acamaz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/6664778759566427006'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/6664778759566427006'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2010/06/yapya-kars-kimse-dava-acamaz.html' title='Yapıya karşı  kimse  dava   açamaz !'/><author><name>Nadire Özkaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16833519365633569741</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://4.bp.blogspot.com/_1sVVTLvQ6Do/TKrXyWya70I/AAAAAAAAAZw/A5riU8omvNE/S220/1023652467guneskursu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1012307962474380755.post-5775046496175762248</id><published>2009-06-24T08:41:00.000-07:00</published><updated>2009-06-24T08:42:48.300-07:00</updated><title type='text'>Calışma hukuku</title><content type='html'>Bu blogda calışma hukuku ile ilgili açıklamaları ve başvuru metinlerini bulabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1012307962474380755-5775046496175762248?l=calismahukuku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://calismahukuku.blogspot.com/feeds/5775046496175762248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2009/06/calsma-hukuku.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/5775046496175762248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1012307962474380755/posts/default/5775046496175762248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://calismahukuku.blogspot.com/2009/06/calsma-hukuku.html' title='Calışma hukuku'/><author><name>web master</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15364172423529776904</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
